Yutmi

Hoşçakal Vietnam

Mayıs 27 2016

Vietnam’ı terk etmeden sokaklarında, tarlalarında, pazarlarında kısa bir tur atalım ve günlük yaşamı da görelim biraz. Madem sokaktayız, sokak müziği eşliğinde olsun bu gezi de…;)

Yarın Laos’a geçiyoruz. Kamboçya ve Vietnam’a sınırı olan bu ülke, tapınakları, sayısız buda heykelleri, pazarları ve Mongları (Budist rahip adayları) ile çok renkli gelmişti bana. İki gün kaldık ama bir saniyesini boşa geçirmedik. Bakalım siz de sevecek misinizi Laos’u…

Sayfanın devamını oku »

Bir çift palet, bir selam

Mayıs 22 2016

En son gittiğim dalışın üzerinden tam üç yıl geçmiş. Mayıs ayı, benim dalış sezonumun açıldığı bir ay değil aslında çünkü deniz suyu henüz ısınmadı. Su sıcaklığı 17-18 derece… Ama bunca yılın özleminin yanında 17-18 derece ne ki… ben en fazla bir bilemedin iki dalış yaparım derken baktım ki eğitim dalışı var. Yani açılacak üç paketimiz var. Üstelik ben eğitim dalışlarına hiç dayanamam. Üstelik paketlerden biri Yusuf Abi’nin oğluymuş, öyle dedi Boğaç. Şimdiye kadar çok eğitim dalışına katıldım ama Oğuz’un oğlu Eren’den sonra bu ikinci özel eğitim dalışı olacak benim için. Sayfanın devamını oku »

Romantik bir yolculuk ( Ha Long Bay )

Mayıs 22 2016

Bu çok romantik gezinin romantizmini yağmur bile bozamadı. Hatta belki de daha da romantik olmasını sağladı :))) Her ne kadar denizin ortasındaki pazarı göremesek de 2000’e yakın o adalar topluluğunun içinde seyahat etmek ve o tuhaf yelkenli gemileri görmek çok ama çok güzeldi. Sayfanın devamını oku »

Kaplumbağanın Sırrı (Hanoi)

Mayıs 18 2016

Bu 14 günde o kadar çok şey yaşadık, öyle çok şey gördük ki ben hatırlayabilmek için zaman zaman fotoğraflardan yararlanıyorum. Fotoğraflardan anladığım kadarıyla Hanoi’ye geldiğimizde hava kararmış, muhtemelen akşam yemeği yenmiş ve isteyen Hoan Kiem gölünün etrafında dolaşabilsin veya akşam pazarına gidebilsin diye serbest zaman bırakılmıştı. Sayfanın devamını oku »

Çiçekler nereye gitti? (Vietnam Savaşı)

Mayıs 16 2016

Kurşunlar, yağdanlık ve ses kesici kulaklık. Bu kulaklığı yalnızca atış sırasında mı takıyoruz acaba?Cumartesi sabahı, Anıttepe spor tesislerinin önünden, KKK’nın karşısındaki eski evlerin arasından Türk Standartları Enstitütüne doğru yürüyorum. Kızılay’a inerken o yolu kullanmayı çok seviyorum. Araba yok, ağaç çok… Ağaçların arasında evler belli belirsiz, sokak yeşil, gök mavi, güneş kararınca (ikinci “a” uzun okunacak), müzik şahane! En azından DSİ’nin önüne gelene kadar. Avuçlarımı açtım güneş içine dolsun diye. Kendimi şarj ediyorum. Bunu yapabiliyor olmak ne büyük bir ayrıcalık diye düşünüyorum. Sayfanın devamını oku »