Yutmi

Michelangelo

Ekim 18 2004

Güzel sanatlar icinde heykel sanati, ozellikle de mermer heykeller ve onlarin hikayeleri beni hep farkli etkilemistir. Kilden, camurdan heykel yaparken sizi sinirlayan bir sey yoktur, malzemeyi ve hayal gücünü kullanmakta serbestsinizdir. Resim de oyle, seramik de…. Oysa mermerin bir heykeltirasin ellerinde canlanmasi beni hep buyulemistir.

Gecen aksam gece yarisi, TRT 2’de Michelangelo’nun eserleri ve hayat hikayesi ile ilgili bir programa takildim. Sayfanın devamını oku »

Eftal Dede

Nisan 30 2004

Perşembe günleri Cumhuriyet’in kitap eki günüdür. Bu yüzden perşembe günlerini pek seviyorum. Cumhuriyet’in kitap ekini okumak çok keyifli geliyor bana. Tabii kitap okumayı seviyor ve edebiyattan zevk alıyorsanız… Burada kitap eleştirileri yapılır, yazarları ile kitapları hakkında söyleşiler olur, yeni çıkan kitaplar tanıtılır…

Ben de bunları okumayı çok seviyorum işte. Bu haftaki söyleşilerin biri de Erol Mütercim’in piyasaya yeni çıkan bir kitabı hakkındaydı. Kitabın adı “Kadınlar, gemiler, otomobiller” . Kitabın adı bana itici geldi ne yalan söyleyeyim. Bir kadın olarak, gemiler ve otomobillerle aynı başlık altında değerlendiriliyormuşum gibi geldi bir an, tuhafıma gitti… Belki de kadın hissiyatı ile davranıyorumdur… Ama kitabı okumadığım için olumsuz da düşünmek istemiyorum bir yandan.

Her neyse, söyleşiyi okumaya başladım. Yazar’ın, okura aktardığı, Eftal Dede’nin bir sözü ilgimi çekti. “Denizi tanımayan, hayatını teknede geçirmeyen bir adam kadını abrayamaz” diyordu Eftal Dede. İlk sorum “kim bu Eftal Dede?” oldu. Eftal Dede Şirket-i Hayriye vapurlarında kaptanmış. Şimdi söz biraz anlam kazanmıştı. Ama bu sefer “abramak” sözcüğüne takıldım. Bir denizcilik terimi olduğunu düşündüm. Yanılmamışım.

Enteresan geldi, yazdım… O kadar… Yorum mu? Yorumu hep beraber yapalım.

Sacit Somel

Nisan 28 2004

Bu sabah ofise geldiğimde Kezban bana “Başak Hanım bu size gelmiş” diye bir zarf uzattı. Zarfın üzerinde el yazısı ile benim adım yazılıydı. El yazısı ile diyorum çünkü yazı birden beni anneanneme ve dedeme götürdü. Aynı onların el yazısına benziyordu. Mektup için büyük ve kalınca bir zarftı. Gönderenin adı da tanıdık değildi adresi de… Zarfı açtım içinden Sacit Somel’in adıma yazıp imzaladığı bir kitap çıktı…

Al sana güne, güzel ve mutlu başlamak için KOCAMAN bir neden. Sayfanın devamını oku »

Bir Pazar Günü…

Aralık 22 2003

Kücük bir mola vermek, benimle bir hafta sonu gezisine cikmak ister misiniz? Siz hafta sonunda neler yaptiniz bilmiyorum ama benimki pek keyifli gecti.

Cumartesi aksami “The Big Blue”yu bir kez daha üstelik orijanal hali ile segrettim. Berbat ingilizceme ragmen beni tekrar tekrar ve aynı siddette sarsmayi basarabildigine göre bu filmin benim üzerimdeki etkisi artik tartisilmaz. Sayfanın devamını oku »

Mavi Patikler

Kasım 04 2003

Mavi patiklilere benim de bir kaç lafım olacak. Bu bir genelleme değildir. Çünkü aşağıda yazdıklarımın dışında kalabilen, az da olsa, en azından benim çevremde, birkaç kisi olduğunu biliyorum. Ayrıca bu mavi patiklere karşı bir saldırı da değildir. Yalnızca bunu yazan kisinin düşüncelerini aktarması gibi benimde kendi düşüncelerimin aktarımıdır. Lütfen kimse alınmasın! Sayfanın devamını oku »