Yutmi

Yogi ve Yoginilerle Birlikte Tibet’e Doğru Adım, Adım…

Kasım 17 2012

Sıkı bir kahvaltıdan sonra Nagarkort’dan ayrılma zamanı gelmişti. Dönüş yolunun büyük kısmını ormanda yürüyerek ve ardından yolumuzun üzerine çıkan kasabaları gezerek geçirdik. Otele döndüğümüzde Tibet vizesi için form doldurmamız gerekiyordu ve bu iş, bir saatten fazla zamanımızı aldı. Form, önlü arkalı 4 sayfadan oluşuyordu ve ahret soruları soruyorlardı. En komiği de tarihler, gün/ay/yıl değil, yıl/ay/gün olarak yazılıyordu. Bence vize işinin en zor kısmı bu formları doğru doldurabilmekti. Eğer pasaportunuz yeşil değil ise vize almakta pek bir sorun yaşanmıyordu. Evet doğru okudunuz, yeşil pasaportluların Tibet’e girmesi yasak !

İlk defa Tibet heyecanı sarmıştı hepimizi. İşlemlerle birlikte geriye sayım da başlamıştı. Rehberimiz bize Tibet’le ilgili yapmamız ve yapmamamız gerekenleri anlatıyordu şimdiden. Örneğin yanımızda kitap, dergi gibi basılı doküman bulundurmamamız gerekiyordu. Özellikle Dalay Lama’ya ait kesinlikle birşey olmamalıymış yanımızda, ciddi sorun çıkartıyorlarmış… Sisli tepelere ulaşmaya az zaman kalmıştı ve Tibet’in üstüne gizem bulutları şimdiden çökmüştü bile bizim için. Yarın bizi ne bekliyordu? Gruptaki bir çok arkadaşın bu soru ile uykuya daldığına eminim…

Nepal’deki son sabahımıza uyandığımda, içimden “yoga yapsam mı ki?” diye bir soru geçti. Yutmi durur mu hemen atladı “HAYIIIIIR Yoga yapma, yogi ve yoginileri yutmak istiyorum bu sabah ben !“ Hep bunu yapıyordu, ne zaman ben bir şeylere niyetlensem, üzerine atlayıp yapmak istediğim şeyleri yutmaya başlıyordu. Bu beni hem kızdırıyor hem de güldürüyordu. Böyle bir ilişkimiz var işte bizimde :)))

Katmandu’daki otelde yoga için özel bir bahçe düzenlemişler. Gerçekten insanın yoga yapası geliyor. Geniş, çimenlik bir bahçeye bakan, zemini parke bir sahne tasarlanmış yoga için. Yanda resmini görüyorsunuz. Yogi ve yoginilerden fotoğraf için izin istedikten sonra, Yutmi ile kendimize uygun bir yer arıyoruz ama bu iş tahmin ettiğimiz kadar kolay olmuyor. Bir kere sabah güneşi burada ve bu saatte çekime hiç elverişli değil. Sahnenin üç tarafı kapalı… Bir taraftan da benim yogi ve yoginilerin konsantrasyonunu bozarım endişem. Bir de hareketli oluşları… Biz tam uygun yer, uygun açı, ışık vs. ayarlaması yapıyoruz ki hoooop, grup hareket değiştiriyor. Bir, iki, üç beş, bizimki sinirleniyor. Bir şey değil,  Yutmi’den azarı ben işitiyorum. Sanki hareketleri değiştiren benim… :( O yetmiyor bir de sahne düzeninden fırça yiyiyorum. Neymiş efendim, matların hepsi aynı hizada ve eşit aralıkta olsaymış, renk dağılımı olmamış, neden millet senkronize değilmiş, miş miş de miş miş… Bizimki bir havalardaki sormayın sanki Hollywood’da film çekimi yapıyoruz. Yutmi’ye kalsa onların arasına girip, burnunu burunlarına dayayacak… Neyse elimden geldiğince, acemice ve sessizce birşeyler yutturuyorum Yutmi’ye. En çok da Deniz’i yutuyor bizimki zira Deniz’in yanındaki bambu duvar çok hoş bir fon oluşturuyormuş :) Başta Deniz olmak üzere (zira Deniz’in resmen burnuna girdi bizimki) tüm HARİOM yoga grubuna teşekkürlerimizi sunuyoruz…

Yoga bitip kahvaltıya geçiyoruz. Rehberimizden öğleye doğru haber bekliyoruz. Yani kahvaltıdan sonra biraz vaktimiz olacak. Bir kısmımız, otelin yakınlarındaki uyuyan Buda heykelini görmeye gideceğiz.

Yasemin Abla daha önce gittiği için Uyuyan Buda’yı biliyordu, bizi o götürdü. Uyuyan Buda Tapınağı bir Hindu tapınağıydı ve orada gördüğüm insanlarla sadular da bana Hindistan’ı hatırlattı. Bu küçük tapınağın bahçesinde yatan Buda’yı selamladıktan sonra  gruptan ayrılarak bir alt sokağa indim.

Bu sokak, rengarenk çiçekler ve süslerle bezenmiş dükkanlarıyla buraya gelenlerin alışveriş merkeziydi. Bir çeşit AVM yani :))) Sokak AVM’si :))) Bakın bakalım bizim AVM’ler mi toksa burası mı? Ben seçimimi çoktan yaptım bile… Yoksa ne işim olur ki dünyanın bu ucunda :)))

         

Uyuyan Baba’nın etrafında geçen keyifli bir kaç saatten sonra otele döndük. Güzel haber! Tibet vizelerimiz çıkmıştı. Kötü haber, Zehra ve eşi Levent gezinin bu bölümünde bizden ayrılıyorlardı. Levent’in yüksek tansiyon sorunu vardı ve 5500mt’lere gelme konusunda da çekinceleri… Daha sonra tüm ekip şunu söyleyecektik Levent için; “İyi ki de gelmemiş”.

Yola çıkışımız öğleden sonrayı bulmuştu. Yolda Bora bize bir tepsi “samasa” aldı. Samasa, Hintlilerin ve Nepallilerin yaptığı bir çeşit börek. Etli ve sebzeli olabiliyor. Acı da seviyorsanız çok lezzetli bir şey…

Bir saat kadar yol gittikten sonra Nepal sınırına yakın bir otele yerleştik. Tibet’e çok az kalmıştı. Şaka bir yana yarın Tibet’de olacaktık. Şimdi bir ara daha vereceğim. Zira bundan sonraki bölüm çok dolu ve heyecanlı olacak. Uçurumdaki salıncak, Nepal-Tibet sınırı, Tibet toprakları, polis kontrolleri ve 5000mt’lerde ilk deneyimler…

AZ KALDI HEM DE ÇOK AZ !!! :)

“Yogi ve Yoginilerle Birlikte Tibet’e Doğru Adım, Adım…” için 21 Yorum

  1. Tek Kollu Ahtapot Diyor ki:

    Bu bölüm duyurulmadı bakayım?:)

  2. Deniz Kutlusoy Diyor ki:

    Cok teşekkürler Basakcim, hem yazı hem de resimler için; o keyifli günleri bize tekrar yaşatıyorsun..

  3. basak Diyor ki:

    DENİZ’CİİİM !!!

    Çok sevindim sesini duyduğuma. Grupta beni ilk kucaklayıp, sarıp sarmalayanlardan biri oldun. Ve yine burada da senin yakınlığını bulmak ne hoş. Hoşgeldin Yutmoğraf’a :)

  4. Selçuk Diyor ki:

    Yoga yapanlar tamam da, arada gezen arkadaşlara bir anlam veremedim :)) Onlar zen master mı?

  5. basak Diyor ki:

    Selçuk’cum,

    Arada gezen (ayaktaki) Bora, diğer fotoğraftaki de Erdoğan. Her yoga etkinliğinde bir hoca -ki gruptakilerin hemen hepsi hoca zaten- etkinliği yönetiyor. Bizim dalış lider(liğ)imiz gibi anlayacağın. :)

  6. Selçuk Diyor ki:

    Cahillik işte hocam, bilmeyince zen master sandım ben onları :)) He bide benimki liderlikten sayılmaz zaten, dalıyoz çıkıyoz :)) Arkadakileri sağ salim çıkaralım yeter :))

  7. senem Diyor ki:

    Öncelikle bu bölümün duyurulmadığı dikkatimizden kaçmadı:)
    Heyecanlı bölümlere geliyoruz demek ki! Uçurumdaki salıncağı merak ettim. Sallandın mııı yoksa?
    Öptüm.

  8. Şeniz Pamuk Diyor ki:

    Başak’cım, fotoğrafları ve yazıları bölüm bölüm yayınlıyor olman şahane. Günlük ve çok hızlı temponun içinda dağılmak üzereyken, senin çok sevimli yazıların ve şahane fotoğrafların ile bir silkeleniyorum. Bu arada Yutmi’ye haksızlık etme, çok sıkı çalışmış, zor şartlarda da olsa. Ve de yutuyor ama içinde tutmuyor, bunu da ayrıca çok sevdim:))

  9. Zehra Diyor ki:

    Anılar…Katmandu’daki otel, uyuyan buddha’yı bir kez daha yaşamak çok güzel oldu… İyi ki yapmışız bu geziyi, öyle diil mi? Üstelik benim merakla beklediğim bölümler de geliyor.. Her ne kadar çeşitli kişilerden dinlemiş olsam da bir de burada okumak daha heyecanlı olacak. Malum, sizinle birlikte değildik o anlarda, bakalım Yutmi neler yapmış ne hissetmiş..sevgiler :)

  10. Zehra Diyor ki:

    Bu arada ben şunu fark etmiştim ama söylemeye fırsat olmadıydı. Başak sen maillerimize de gönderdiğinde yoga fotolarını, hepimizin ifadesini çok ciddi buldum yaw! :) Ders esnasında hepimiz gayet ciddi bi ifade takınmışız, herkes yaptığı şeye odaklanmış (bu iyi bişey), ama nerdeyse kimse gülümsememiş falan asanaları yaparken.. Sanırsın ki sert durmamız/olmamız/görünmemiz gereken bişey yapıyoruz; oysa ki alakası yok, bu beni bi yandan da güldürdü. “Demek böyle görünüyoruz” dedim kendi kendime. Aslında yoga yaparken ne durumda olduğumuz/nasıl göründüğümüz konusunda dışarıdan bir göz oldu Yutmi bizim için. Bu çok güzel bir fırsat, dışarıdan kendini gözlemlemek gibi.. Bunun için her ikinize de çok teşekkür ederiz! :)

  11. servet Diyor ki:

    Fotoğraflar kadar öykülerin de çok hoş gidiyor. İyi ki bu arkadaş grubu ile gitmişsin.
    Ne güzel, ne sıcak insanlar…Yalnız, 8691 foto ters basılmış, onu düzeltirsen iyi olur Başakcığım…
    Sevgilerimle.

  12. sevim Diyor ki:

    Slm Başak cığım, seninle birlikte adım adım gezintiye çıkmışız gibi ,,,
    farklı kültür de insanların yaşantılarını senin gözünden ve yorumdan okumak bir başka güzel..
    eminim orada olmak o anı yaşamak , hissetmek daha farklıdır.
    tşk ediyoruz

  13. ibrahim şepitci Diyor ki:

    Yoga yapanların hislerinide bizimle paylaşırmısın Başak, Türkiye’de yoga yapmakla oralarda yapmak arasında fark varmı, farklı bir heyecan yaşıyorlarmı? merak ettim doğrusu…..hikayenin gerisini heyecanla bekliyorum.

  14. Mehtap Yıldız Diyor ki:

    Sevgili Başak,

    Anılarını, paylaşımlarını keyifle izliyorum, günüme renk katıyorlar.
    Birgün yolum mutlaka düşer oralara, öncü rehberim oluyorsun bu durumda :-)
    Sevgilerimi yolluyorum sana.

  15. Zehra Diyor ki:

    İbrahim Bey’e yanıt: Yogada nerede olduğundan çok, kendinle ne derece başbaşa kalabildiğin önemli. Bu açıdan bakınca ben, oralardaki MAT ÜERİNDEKİ yoga deneyimlerimin Türkiye’dekinden çok farkı olmadığını düşünüyorum.. Ancaaak matın dışına çıkıldığında ise, işte o zaman bir fark var kesinlikle…Yoga sadece mat üzerinde anlamı olan bir kavram değil çünkü, hayatın içerisinde de yaşanabilen (hatta asıl olağan hayat içinde deneyimlenmesi gereken) bir olgu. Sınırlı bir süreyi kapsayan asana dersinden sonra dışarı çıktığında insanın çevredeki enerji ile etkileşimi… Bu noktada ben kesinlikle farklı olduğunu düşünüyorum.

  16. Güven Diyor ki:

    İbrahim Bey’e yanıt:

    Yoga nerede olduğunuzdan çok kendinizle nasıl olduğunuzla ilgili… Ama kendimi orada çok iyi hissettiğim için yoga da çok iyi geldi…

  17. onur Diyor ki:

    Yeşil pasaportlular niye giremiyormuş? Merak ettim. Bir de Buda epey kiloluymuş :) Devamını bekliyoruz Başak abla :))

  18. Geçkin Gezgin Diyor ki:

    Yaaa… Başak…
    Senin yazılarını okuyup fotolarını izlerken içim kıpır kıpır oluyor :-))))
    Veee… Soruyorum kendime; niye oralarda değilsin? Bu konuda bir kafa yorma seansına girmeliyim!.. Gerçekten:-))))
    Yoga fotoğraflarına bayıldım. :-))))
    Ayrıca Zehra Hanım’ın da dediği gibi yoga yaparken ciddi bir yüz ifadesi içinde olmaları hem güzel hem de biraz ürkütücü!.. Neden mi? Yoga yapmanın aşırı ciddiyet isteyen bir iş olduğunu sanacak insanlar. Tabii ki yaptığın her işe ciddiyetle yaklaşacaksın ama benim cahilce değerlendirmeme göre yoga insanı çok mutlu eden bir etkinlik. O zaman bu mutluluk neden yüze yansımasın? :-)))))

  19. Zehra Diyor ki:

    Doğru söylüyorsunuz “Geçkin Gezgin” :) Ders esnasında bu kadar “asık” suratlı görünmemizin sebebi de şu olabilir: gevşeme :) Yere iyi köklen, sağlam dur ama aynı zamanda rahat ol; gereksiz hiçbir kasını da kasma. Biz de bu rahatlıktan dolayı salmışız yüz kaslarını anlayacağınız :)

  20. Geçkin Gezgin Diyor ki:

    Teşekkür ederim açıklama için :-)))
    Ama gülün, size gülmek daha bir yakışıyor ;-)))

  21. Zehra Diyor ki:

    Kendi adıma konuşmak gerekirse, bundan sonra daha çok gülümseyerek yapmaya çalışıcam :)

Yorum Yazın