Yutmi

Pessoa ile kaşınmak…

Mayıs 22 2013

 Pessoa48.

Anlamak için, kendimi yok ettim. Anlamak, sevmeyi unutmaktır. (Küçük Prensteki tilkinin sözleri geliyor aklıma “sadece evcilleştirdiğin kişiyi anlayabilirsin.” ) Leonardo da Vinci, insan bir şeye ancak anladıktan sonra nefret ya da sevgi duyabilirmiş, demiş. Bundan daha yanlış, aynı zamanda da daha manalı bir söz bilmiyorum.

Yalnızlık umudumu kırıyor; yanımda birilerinin olması üzerime ağırlık yapıyor. Başkalarının varlığı düşüncelerimi dağıtıyor; o mevcudiyeti, bütün analitik dikkatim kullansam da tanımlamakta aciz kaldığım apayrı bir dalgınlıkla tahayyül ediyorum.

Perşembe Grubu’nda * bu haftanın konusu Fernando Pessoa. Seçilen kitap “Huzursuzluğun Kitabı”. Bu kitabı ne zaman almışsam -hatırlamıyorum- evde var. Evde, Pessoa’nın “Uzaklıklar, Eski Denizler” adlı bir de şiir kitabını buldum. Uzak ve deniz sözcükleri beni kendine çektiği için önce onu karıştırmaya başladım. Bir de ne göreyim; kitap daha önce okunmuş, işaretler konulmuş, altları çizilmiş yerlerle dolu. Ben daha önceden okudum mu ki acaba, diye işaretli yerlere göz gezdirdim… Hayır bana hitap eden bir şeye rastlamadım. Balık hafızamın farkındayım ama bu kadar da olur mu ki? Hem altı çizili yerlerdeki çizgiler düz değil. Titrek titrek… Ya bir araçta giderken okuyup çizmiş olmalıyım ki hiç sanmıyorum, ya da bu kitap benden önce başkasının elindeymiş 🙂 KİM OKUDU FERNANDO PESSOA’nın bendeki kitabını söylesin !! ?? :)))

Neyse Senem’in oyununa gelip Perşembe Grubu’na dahil olduğum için ve de bu haftanın konusu da Pessoa olduğu için, sorumluluk duygusu içinde kitapların sayfaları arasında gezinmeye başladım. Bir şiir kitabından bir şeyler okuyorum bir “Huzursuzluğun Kitabı”ndan… Huzursuzluğun kitabı 675 sayfa… Oku oku bitmez. Üstelik bir de huzursuz mu huzursuz, huysuz mu huysuz ki sormayın… 🙂 Biraz hile yaptım, kitaptaki işime gelen kısa paragrafları seçtim okudum 🙂 Bunların içlerinden bana hitap edenleri ve bir iki şiiri fotoğraflarımla süsleyip püsleyip Yutmoğraf’a taşıdım.

Seçtiklerim önceden çizili yerler değil, benim beğendiklerim 🙂

Suskun havuzu düşünüyorum

Sularını bir meltemin ürperttiği.

Ben mi herşeyi düşünüyorum

Yoksa herşey unuttu mu beni?

Havuz hiçbir şey söylemiyor bana

Meltemi hissedemiyorum.

Bilmiyorum mutlu muyum,

Yoksa mutlu olmak mı istiyorum?

Ey sularda uyuyan çekingen

Gülümseyen dalgacıklar,

Neden biricik hayatımı yalnızca

Düşlerden bir hayat yaptım ben?

* * *

164.

Eylemsizlik bütün dertlerin tesellisidir. Hareket etmemek bize herşeyi verir. Hayal etmek herşeydir, sonunun eyleme varmaması koşuluyla. İnsan sadece düşlerinde dünyanın kralı olabilir. Ve kendini gerçekten tanıyan herkes, dünyanın kralı olmayı arzuladığının farkındadır.

Düşünmek, ama var olmamak; işte bunu yapan kraliyet tahtına oturmuş demektir. İstek duymaksızın arzu duymayı başarmak, taç giymek gibidir. Sırt çevirdiğimiz herşeye sahip oluruz böyle; çünkü var olmayan gün ışığında ya da var olması mümkün olmayan ay ışığında onları sonsuza dek düşleyerek hep aynı kalmalarını sağlayabiliriz.

 Huzursuzluğun Kitabı

 * * *

Bulutlar karanlık

Ama güneye doğru

Göğün bir parçası

Hüzünlü mavi.

 

Aklım da öyle

Yanıt bulamadığımdan

Bir parçası hatırlıyor

Kalbin varlığını.

 İşte o hatırlayan parça,

Her şeyin ötesinde, bizim

Ölümsüz güzelliğin

Gerçeği diye bildiğimiz şey. 

* * *

 

Coşku, kabalıktır.

Coşkunun ifade edilmesi, öncelikle dürüst olmama hakkımıza bir saldırıdır.

Ne zaman dürüst olduğumuzu asla bilemeyiz. Belki de hiç değilizdir. Ve bugün dürüst davranıyorsak, yarın tam tersi bir nedenden dolayı da aynı şekilde davranabiliriz.

Kendi adıma, kesin inançlarım olmamıştır. Sahip olduğum tek şey duygulardır. Sırf orada rezil bir günbatımı seyrettim diye bir yerden nefret edemem.

Duygularımızı dışa vurduğumuzda, onları gerçekten hissetmekten çok, hissettiğimize kendimizi ikna etmeye çalışıyoruzdur.

Huzursuzluğun Kitabı

 

(*) öykü yazan arkadaşların oluşturduğu bir grup;  

http://thelemetekkesi.blogspot.com/

 

 

“Pessoa ile kaşınmak…” için 5 Yorum

  1. servet Diyor ki:

    Başakcığım, bu kadar kısa zamanda 4/4 lük bir Pessoa özeti yapmışsın; hem de süslü püslü olmuş üstelik.
    Biraz daha kasvetli, huzur kaçırıcı, şiirsel paragraf ekleyebilirsin bence ve güzel de olur hani…
    Sevgiyle

  2. basak Diyor ki:

    Servet Abi’cim şu son bir kaç yılım yeterince kasvetli ve huzur kaçırıcıydı sanıyorum o nedenle o tarz paragraflardan -olabildiğince- kaçmaya çalıştım ki bu Pessoa’da pek de kolay olmuyormuş :))

  3. onur Diyor ki:

    acaba o kitabı ben mi çizdim titrek titrek! 🙂 Perşembe getirsene bir bakayım 🙂

  4. Necla Diyor ki:

    Ellerine sağlık:-))) Acaba diyorum o kitap başkasının mı, unutulmuş mu sen de?

  5. senem Diyor ki:

    Başak’çım fena mı olmuş Perşembe’ye katılman yani! Ne güzel yazılar çıkıyor ortaya:)
    Pessoa’nın Uzaklıklar, Eski Denizler kitabını, https://www.yutmografim.com/bir-kitap-ve-hindistanin-acaip-isleri bölümündeki şiirden sonra okumaya karar verdiğini anımsadım. Ama kitap benimki değilmiş:) Evde buldum.
    Sevgilerimle…

Yorum Yazın