Yutmi

Bakmayın siyah beyaz göründüğüne

Şubat 26 2017

Kars yazısına başlamadan önce havaya gireyim diye ikinci defa izlediğim “Deli deli olma” filmi beni Kars’a götürmedi, resmen ışınladı. Malakanlar beni benden aldı. Ama bu Malakanlara kafayı fena takmış durumdayım, seneye yazın gidip izlerini sürmeyi ve bir Malakan bulup, onunla tanışma istiyorum. Şimdi filmi geri sarıp, yeniden Kars yolculuğuna başlayacağım.

Tren fotoğraflarından da anlaşılacağı gibi, Kars’a trenle gidiyoruz. Doğu Ekspresi’ne eski tren garından bineceğimizi sanırken, orada buluşup, Kırıkkale’deki Irmak istasyonundan bineceğimizi öğreniyorum. Akşam üzeri saat beş suları, hava 2-4 derece anca var ve garın önündeki yarım saatlik bekleyiş bile yeterince dondurucu. Bakalım Kars’ta n’etcem. :)) Ben kış sporlarına pek meraklı olmadığım ve kayak da yapmadığım için öyle soğuk yerlere göre özel giysilerim pek yok. Ama beni üşütmeyecek özel pantolonum var. Everest ana kamp için almıştım. Tibet’te Everest’in eteklerinde kaldığımız o otelde bile donarak ölmedikten sonra buradan da sağ dönmeyi beceririm diye geçiriyorum aklımdan ve aniden içimi bir utanç dalgası kaplıyor; Sarıkamış’ta donarak ölen 60.000 askeri hatırlıyorum.

Yaklaşık bir saatlik otobüs yolculuğundan sonra küçük sevimli bir istasyona geliyoruz. Genellikle tren yolculukları sırasında ana istasyonlardan sonra sık sık durulan ara istasyonlardan biri burası da. İlk defa trene binmiyorum ama ilk defa yataklı trene biniyorum. Aaaaa hayır hayııııır ikinci bu. İlkine Hindistan’da binmiştim. O sayılır mı, sayılmaz mı yoksa çok mu sayılır ben o zamanki yazımı buradan bir daha göndereyim de ona da siz karar verin artık. :) http://www.yutmografim.com/hindistanda-tren-deyip-gecmeyin/

Aslında yataklı tren için ne hayaller kurmuştum, ama olsun bu da çok keyifli. Bir kere temiz ve konforlu görünüyor. Ekibin tamamı restorana gittikten sonra ben de kompartımanımdaki masayı açıp yazmaya koyuluyorum. Kendimi önemli bir iş yaparmış gibi hissediyorum. Bu hoşuma gidiyor. Nasıl olsa gün doğana kadar başka yapacak bir şey yok. Restoranda içki ve yemek servisi kalkmış. Daha doğrusu hazır kutu yemekler var... Üstelik oturma yerleri de, aydınlatma da oldukça ruhsuz. İnternetten yemekli ve içkili olduğu zamanlara ait bir fotoğraf bulup paylaşmak istedim. Bizim de yıllar önce Andaç’la Eskişehir’e gittiğimiz günler geliyor aklıma. Trende nasıl da eğlenmiştik. Bir taraftan biramızı yudumlayıp patates kızartmamızdan yerken, bir taraftan da manzaranın keyfini çıkartıyorduk. Nerdeeeeeen nereye !!! Kompartıman görevlisi çok ilgili ve zarif bir bey. Bu hoşuma gidiyor. Medeni bir şeyler kalmış yine de diye düşünüyorum.

Tren bazı yerleşim bölgelerinden geçiyor. Yutmi ve Yutmi Cunyır çantamda. Onlara göre bir şeyler var mı diye bakınıyorum etrafa, ama pek bir şey yok. Karanlık tabii her yer. Sabaha kadar da bir şey çıkacağını sanmıyorum. Ben de biraz daha etrafa bakınıp, sonra yatar mıyım acaba diye düşünüyorum. Trenin ritmini uzanmış ve gözlerim kapalı halde hissetmeyi çok istiyorum. Ayrıca bu tıngır mıngır hal uykumu da getiriyor. :))

Trenle, özellikle yataklı trenle yolculuğun keyifli yanı sıkıntılı kısmından daha iyiymiş. Örneğin kompartımanlar güzel. Çalışma masası, mini buzdolabı bile var. Gece çok geç saatlere kalmadan yatıyoruz. Sabah gün doğmadan önce kalkmaya kararlıyım. Üst katta yatmayı isteyen benim. Nereden bileyim üst katın cehennem ateşi alt katın da buzullarla kaplı olacağını. Sabahı dar ediyorum. Öyle sıcak ki, nefes almak zorlaşıyor. Yataktan inmek için ayaklarımı aşağıya sallandırdığımda, sanki soğuk suya sokmuş gibi irkiliyorum. Aşağısı buz!. Alt katta yatan arkadaşım Serpil, atkı bere ile yatıyor. Şaka gibi… Trenin en arkasına gidip bakıyorum ki bir de ne göreyim, her yer kar buz. Zaten koridor da oldukça soğuk. Cunyır’ın hoşuna gidiyor kar buz görmek. Biraz onu eyeliyorum. İki yazı önceki fotoğraflar çıkıyor. Ama belli ki günün ağarmasına daha çok var. Yapacak bir şey yok, bekliyorum. O ara tüm gezi boyunca dilimden düşmeyecek o türküyü mırıldanmaya başlıyorum; “Iğdır’ın al alması”. Yazıların arasında size bu türkünün değişik yorumlarını çalacağım. Handan Aydın caz yapmış. Hoşuma gitti ama bir de sonunda şımarık çocuklar gibi tutturmayaymış  :))). Bakalım hangisi daha çok hoşunuza gidecek.

Gün ağarıp, diğer arkadaşlar da birer ikişer kalkmaya başladıktan sonra ortalık biraz daha şenleniyor. Murat trendeki görevliden vagonun arka kapısını açmasını rica ediyor. Bol bol fotoğraf çekiyoruz. Soğuk mu? E haliyle. :)) Ben ki hayatımda haziran ayı gelmeden dalışa çok nadir gitmiş biriyim, bakın şimdi yaptıklarıma… Erzurum’da trenden inip fotoğraf çekiyorum. Öğle yemeği olarak önceden telefonla sipariş ettiğimiz ve istasyona getirdikleri cağ kebabını yiyoruz. Dürüm yapmışlar. Yutmi Cunyır neredeyse hava kararana dek, doymak bilmeden yutmaya devam ediyor. Neyse ki yanımızda hem yedek kartlar hem de bilgisayar var. Çektiğimiz en soluk fotoğraflar. Siyah beyaz basarım bunları demiştim çekerken ama yapamıyorum. Soluk gibi görünse de o renklere kıyamıyorum işte. Üstelik ışığın gelişine göre değişen o renklere hiç kıyamıyorum.  Hem siz bakmayın bazı fotoğrafların siyah beyaz gibi göründüğüne, yaşamın içindeki renkler yangın yeri gibi aslında. Belki de bana öyle geliyor. Sanki içimde bir şey var ve siyah beyazı reddediyor. Yani fotoğrafta… Bunu çok düşündüm. Oysa bir çok kişi için, sanatçılar için siyah beyaz ne kadar da derinliği olan bir şey. Dalışta da öyledir, derine indikçe renkler kaybolur. Renkleri görebildiğiniz sular, sığ sulardır. Ben mi çok sığ bir insanım acaba diye sormadan edemiyorum bazen :))). Yine benim keçiler sağa sola dağılmadan toplayıp devam edelim… Onca fotoğrafın içinden seçtiklerimiz bunlar;

Akşama 8’e doğru Kars’a varıyoruz. Kars’a yıllar önce iş için gitmiştim. Sarıkamış’ta bir otel projesi yapıyorduk. Hayal meyal hatırlıyorum taş binaları, arnavut kaldırımlarını… Ama şimdi ne ile karşılaşacağımı pek kestiremiyorum.

Akşam yemeğinden sonra çok geç olmadan yatıyoruz. Sabah Ani harabelerine gideceğiz. Nasıl olsa kısa, ben bir iki bölümle bitiririm demiştim bu Kars gezisini ama gördüğünüz gibi Kars’a daha yeni vardık. Aniyi bir sonraki bölüme bırakmaya karar verdim. Yatağa giriyorum. Artık uyusam iyi olur. Rüyama girmiyor ama ben girmiş gibi yapacağım çünkü girmesini çok isterdim. Neyin mi? Kafkas danslarının. Öyle çok seviyorum ki… Kadınların ellerinin zarafeti insanı büyülüyor. Erkeklerin erkeksiliğinin, kadınların da dişiliğinin üst noktasında buluştuğu bir dans bence Kafkas dansları. Belki benimle aynı fikirde olmayan ya da tango için bunu düşünen olabilir. Ama Kafkas danslarının bende hissettirdiği bu. Kars’ta göreceğim rüyayı seçme şansım olsaydı ne görmek isterdim biliyor musunuz?

“Bakmayın siyah beyaz göründüğüne” için 7 Yorum

  1. servet şengül Diyor ki:

    Günaydıııııııın
    Yine çok güzel kareler, sözler.
    Bir an kendimi trende hissettim sizlerle… Kar her yeri kendi beyazına boyamış ne güzel. Kirleri, ayıpları örtmüş, köşeleri, keskinlikleri yumuşatmış. Sonra inip trenin uzaklaşmasını bekleyip karın sessizliğini dinleme isteği uyandı zihnimde. Baharı müjdelerken leylaklar, Ankara’da karı özlemek nasıl bir şey?
    Sevgiyle

  2. Saniye Özsan Diyor ki:

    O coğrafyanın çoğunluğuna hakim olan sessizliği, ıssızlığı, yalnızlığı gördüm fotoğraflarda. Daha önce konuşmuştuk, bomboş ve buz tutmuş bir gölü veya hiç bir yükseltinin ve bulutun olmadığı karla kaplı bir ovayı seyretmek güzel ama fotoğrafa o güzellik yansımayabiliyor. Karın içinde bir gölge, ağaç, yol kıvrımı, geride bir dağ çok daha iyi görüntü sağlıyor. Tren yolculuğu sana bu fırsatı sunmuş ve her zaman olduğu gibi çok etkileyici fotoğraflar çekmişsin.
    Bu dans gösterisini de beğenirsin sanıyorum.

    https://www.youtube.com/watch?v=FYWYNFGovLM

  3. Şakir Diyor ki:

    http://www.yutmografim.com/wp-content/uploads/IMG_32611.jpg

    Bu fotoğrafı kim yuttu ise; vizöründen öperim, muckk diye..Beni 1974 ün kışına,Erzurum ile Ağrı arasına götürdü..Murat’ın kıyısına bıraktı..

    Ben artık iflah olmam…

  4. Ayfer Toğulga Diyor ki:

    Başak, yazdıklarını okurken, fotoğraflara bakarken, hele kafkas daslarını seyrederken çok heyecanlandım. 22 Şubat 1982 de Kars ilk görev yerim ve yaklaşık 3 yıl kaldım. Daha sonra gitmek istedim olmadı… Teşekkürler😍

  5. ibrahim şepitci Diyor ki:

    Merhaba Başak, yine dolu dolu bir seyahate başlamışsın, iyi eğlenceler ve umduğunu bulmanı dilerim. Yazıyı okumaya başladığımda 1986 yılında İzmir e yaptığımız tren yolculuğu geldi aklıma, gerçekten keyifli ve unutulmayacak bir geziydi, hoş bir anı olarak hafızamda yer ediyor :) Fotoğraflar iyi başladı, eminim gerisi de güzel gelir.

  6. Pınar Doğan Diyor ki:

    Öncelikle Deli Deli filmini izledim. Molakanlarla ilgili çok yazı okudum ve izlerini birlikte sürelim diyorum. Fotoğraflar her zamanki gibi harika. Ellerine, gözlerine sağlık:))

  7. Zeki Diyor ki:

    Yoğun iş hayatından dolayı sürekli takip edemiyorum fırsat buldukça kendimi buraya atıyorum yazılarınızla bizi görmediğimiz yerlere götürüyorsunuz hayranlıkla okuyorum seyahatinizde size ve yutmiye iyi eğlenceler diliyorum.

Yorum Yazın