Yutmi

İçine ettiğimiz bir tarih

Mart 01 2017

Çok düşündüm daha zarif bir başlık bulabilir miyim diye… Zira bu üslup pek benim kullandığım bir üslup değil ama gerçekten de bulamadım. Bu bir yorum değil, bu bir gerçek. Üzülerek de olsa beni böyle bir başlık yazmak zorunda bırakanlar utansın…

Kars’ta ilk günümüz. Bugün sabah Ani harabelerine gideceğiz. Kars merkezinden yaklaşık 45 km. Yol boyunca alabildiğine kar. Aracımız zırt pırt duruyor. Yok yok arızadan filan değil, tilkiler yüzünden :) Ani harabelerine giderken bolca tilki görüyoruz ve fotoğraf çekimi için duruyoruz. Yutmi Cunyır tilkilere pek itibar etmediği için biz çoğunlukla araçtan inmiyoruz bile. Ama bizimki yine de bir tane yutmadan geçmiyor. :) Benim zaten aklım ayak parmaklarımda. Ayak parmaklarım üşüyor. Üstelik daha araçtan inmediğimiz halde. Akşama kadar nasıl olacak, ya ayaklarım üşüdüğü için çişim gelirse diye düşünmeden edemiyorum. Çünkü Kars’ta bizi dolaştıran minibüsün şoförü, otelden çıkmadan önce bize dedi ki; eğer tuvalet ihtiyacınız varsa çıkmadan görün, zira Ani harabelerinin orada tuvalet yok. Aramızdan sesler yükseldi; iyi ama bu soğukta bunu nasıl bilebiliriz ya orada gelirse? O zaman harabelerin içini ya da çevresini kullanırsınız dedi şoför bey.

Ne demek istediğini o an tam kavrayamamıştım. Ama Ani harabelerine vardığımızda ne demek istediğini çok iyi anladım, çünkü harabeler çok geniş bir araziye yayılmışlardı ve ortalıkta bırakın ağacı, bir tek çalı dibi bile yoktu. Üstelik bu alanı -hakkıyla- gezmek için en az 2-3 saate ihtiyacımız vardı. Anlayacağınız, bir kış günü ya da yaz -fark eder mi bilmiyorum- Kars’ta Ani harabelilerini görmeye giderseniz, eğer tuvaletiniz gelirse ve tutamayacak vaziyetteyseniz, 2016 yılında UNESCO tarafından dünya mirası olarak tescil edilmiş bu tarihi yapıların duvar diplerine işemekten başka çareniz yok. Fotoğraflara bakınca ne demek istediğimi siz de gayet iyi anlayacaksınız. Ha bu arada tuvaleti bile olmayan bir yerde herhangi bir sosyal tesis olmadığını söylememe de gerek yok herhalde. Tabii araçların durduğu yerdeki derme çatma yapılmış, 1,5m x 1,5m büyüklüğünde, içinde sobası olan ve üzerinde bir çaydanlık kaynayan küçük kulübeyi saymazsak…

Bununla birlikte, bu harabeleri toparlamak için 2012 yılından beri ciddi restorasyon çalışmaları başlatılmış. Fotoğraflar arasında binaların eski hallerini de görebilirsiniz. Yazık günah değil mi orada yatan 5000 bin yıllık tarihe, onun için çalışan onca insanın emeğine? Çok mu zor oraya iki göz tuvalet koyup, bir de görevli dikmek başına…???

Harabelerin girişinde, güzelce sayılabilecek (tuvalet olmadığı düşünülürse oldukça lüks kalan) beyaz, prefabrik bilet gişesine kişi başı 8 TL ödedikten sonra harabelerin içine doğru yürümeye başlıyoruz. Kale duvarlarının içindeki koca kemerli kapıdan geçtikten sonra karşımızda alabildiğince uzanan koca bir arazi ile karşılaşıyoruz.

961-1045 yılları arasında Pakraduni Hanedanlığından Ermeni hükümdarlarının başkenti olmuş, daha sonra Bizanslıların ve Osmanlıların eline geçmiş. Ani harabeleri ile ilgili daha detaylı bilgi isteyen olursa buraya bakabilir; https://tr.wikipedia.org/wiki/Ani

Arazi içine dağılmış kiliseler ve camiyi gezmek, tek başıma o arazide dolanmak, Arpaçay nehrinin öte tarafının Ermenistan toprakları olduğunu düşünmek ve o alabildiğine beyazlık… Kar, kahverengi binaları, beyaz bir kremanın ortasına konulmuş çikolatalı kek gibi gösteriyor. Halaskar Klisesi’nin önünden karşıki tepelere baktığımda, tepedeki oyuklar dikkatimi çekiyor. Yutmi Cunyır, yapıların içine girdiğimizde, pencere ve kapılardan sızan ışığın yarattığı görüntülerle kendinden geçiyor. Bense Ani Katedrali’nin içindeki akustiğe kendimi kaptırıp, gezi boyunca dilimden düşmeyen o türküyü söylüyorum “Iğdır’ın al alması”

Ani harabelerinde durup sınır komşunun topraklarına bakarken bir selam gönderip komşuya, onların sesinden bir tat getirelim size;

Ani harabelerinden sonra meşhur kaz etini yemeğe gidiyoruz. Kars’a giderken herkes tembihlemişti bana aman kaz eti yemeden gelme diye. Kars’ta kaz eti iki tip pişermiş; biri tuzlanmış kurutulmuş, diğeri çömlekte lokum olandan. Biz tuzlanmış kurutulmuşundan yedik. Daha doğrusu ben yiyemedim. Siz siz olun, Kars’a gidip de kaz eti yemeğe kalkarsanız Nuran Abla’nın kaz evine gidin. Ama şunu da bilin ki bu et çok pahalı. Bir porsiyonu 50 ila 70 TL arasında değişiyor. Değer mi bilemem? Dondurmada kıyarım paraya da konu et olunca cimrileşebiliyorum.

Neyse kaz etini de yiyemeyip kaz evinden çıktıktan sonra Kars’ın içinde kısa bir tur atıyoruz. Kaleye çıkıp, eski şehrin içinden geçiyoruz. Ruslardan kalma eski güzel taş binaların arasındaki çarpık şehirleşme üzüyor beni. Aklıma yıllar önce bir yerde okuduğum şu fıkra -fıkra da olmayabilir :))- geliyor;

Kars’ta bir yerel TV halkın arasına karışarak gündelik hayata dair röportajlar yapıyor. Muhabir, yaşlı bir amcaya mikrofon tutup soruyor;
– Nasılsın dayı, eyi misen?
– Şükür oğul, canı taşirem, eyiyem, coh eyiyem.
– Halin, keyfin, sağlıgın da eyi midir?
– Eyidir, he, coh eyidir.
– Şehirden, hizmetlerden memnun musun?
– Nası soz!
– Validen, kaymakamdan, belediye başkanından?
– Hiç eyle oluuuur? Bizim ağzımız dövlete ne diyebilir.
– Yani memnunsun?
– Allah dövlete millete, kaymakam bege, bölediye başganımıza zeval vermesin.
– Memnunsun yani?
– Dövletimiz, kaymakamımiz, başganımiz, şanlı ordumuz başımızdadir, her ne olursa bir fiil o dakika yanımızdadir. Ben vatanıma nası serzeniş ederem? Amma, benim derdim başkadır.
– Allahına gurban dayı, söyle nedir?
– Doksan sene once buraya Ruslar girdi ya?
– He girdi.
– Hani bu belediye binalarını, okulları, çesmeleri, istasyonu, yolları, kaldırımları Ruslar yaptılar ya?
– Rus işgalinde yapıldı değil mi dayı?
– He.
– Hec benim dövletime, milletime sözüm olur mu? Ben aha bu Rusların avradını … Doksan sene önce bu kaldırımları, caddeleri yapıp gittiler, bir gün olsun bi kere Kars’a gidek, yollar bozuldu mu, kanallar tıkandı mı demediler, insan bi gelir de bakar buralara, hec beyle oluuuur?!

Kars’ın içinden bir kaç fotoğrafla bitirelim. Yarın Çıldır gölüne gidiyoruz.

“İçine ettiğimiz bir tarih” için 9 Yorum

  1. Ruti Bahar Diyor ki:

    Kars ın soğuğu ,Ani Nin haraplığını hissettirdin

  2. Işıl Ören Diyor ki:

    Kalemine, gözüne sağlık..

    Tarihe kültüre ilgimiz bir arpaboyu kadar değil malesef ..

    2004 Temmuzda Ağrı tırmanışı öncesi gittiğimde içim sızlamıştı. Sen yine iyi hallerini görmüşsün. Yaz ortasında terk edilmiş, insan boyu sarı otların, dikenlerin, çalıların arasında zorlukla gezebilmiş, kendimi başka bir boyutta hissetmiştim. Restore olduktan sonra görme fırsatım olmamıştı, sayende gezmiş oldum :)
    Sevgiler

  3. inci Diyor ki:

    Ani ahhh ahhhh, sordum kilisenin sütunları neden yarım diye,
    Ekinleri ayırmak için silindir olsun diye kesmişler, ve kullanmış yurdum insanı!
    Bir kaç asır önce gelmiş olmak isterdim dünyaya, belki bu acıları yaşamazdık.

  4. ibrahim şepitci Diyor ki:

    Başlığı hak etmiş, ne diyeyim :) Mirasyedi gibi yaşayan toplumun varacağı nokta bu olsa gerek, hem soyut hem de somut anlamda değer bilmez veya bilemez bir hal yaşıyoruz. Eline sağlık.

  5. nazım gümüşsoy Diyor ki:

    Başak,

    Harikasın. çok sevdim yazını. ne güzel anlatım. Benim en çok üzüldüğüm konulardan birisi de kars’daki camii’nin zamanında bir vali tarafından camiye çevirilirken yaptığı tahribat. yazık…
    https://www.google.com.tr/search?q=kars+fethiye+camii&biw=1371&bih=659&tbm=isch&tbo=u&source=univ&sa=X&ved=0ahUKEwj1l_fxybfSAhUEtRQKHRJXDjIQsAQIHg#imgrc=E5x9CdDIlzkoZM:

  6. Taygun Tonguç Diyor ki:

    Ardahan’lı komşumuzun anlattıklarıyla, çocukluğumdan beri merak ettiğim, hayalimde yarattığım Kars maalesef yok olmuş, yok edilmiş ve yok edilmeye devam ediliyor. İlginize ve merakınıza gem vurmaýın yolunuzu düşürün, bizden uzak bırakılmış oralara. Anlatınız ve fotoğraflar harika, yüreğinize sağlık.

  7. Yasemin Ünal Diyor ki:

    Ah Başakcım, üzüntü ve hayranlıkla okuyorum Kars gezini ve kalbim durararak bakıp kalıyorum fotoğraflarına….Seninle, sayende geziyorum, kızıyorum, şaşırıyorum ve seviniyorum bir yandan…
    İyiki varsın :)

  8. Mete Uygur Diyor ki:

    38 yıl önce gördüğüm yerler yeniden yaşattın bana, sağolasın… Sevgiler…

  9. Pınar Doğan Diyor ki:

    Ben de gittiğimde aynı şeyleri hissetmiştim…

Yorum Yazın