Yutmi

Tamirat, Tadilat, Sökükler, Keçiler ve Yapbozlar

Biriktik yine…

Kırıkları tamir etmek, sökükleri dikmek için çok çalıştık. Çoğu gitti azı kaldı derken yenileri çıktı. Bak şimdi de balkonlar tamirat ister oldu.

Hiçbir şey olduğu gibi kalamıyor, yeniden eski arkadaş edinilemiyor. Yeniden eski arkadaş edinilemiyor mu? Bunun ne alakası var şimdi demeyin, yok gibi sanki ama var aslında. Üstelik ben bu lafa bayıldım. Hem burası benim keçilerimin çiftliği değil mi, istediğim gibi keçi koştururum =)))

Bir de bana kızanlar oluyor bazen, keçilerim onların bahçesine girdi diye… Keçi bu girer… Ama benim keçilerim biraz cins, başkasının bahçesindeki otları, çiçekleri yemez. Bununla birlikte biraz bitlidirler ve etrafa saçtıkları bitlerle milleti biraz kaşındırırlar hepsi o 😛

Kırıkları tamir edip, sökükleri diker, balkonları tamir ederken bu arada üretmeye de devam ettik. Ürettiklerimiz için bir atölye kurduk. Ama bir süredir atölye atölye olmaktan çıkıp, tamirhaneye döndü neredeyse :) Tamirhaneye keçiler doluşunca tamirhane de tımarhaneye döndü :) O da yetmezmiş gibi bir de keçiler sağa sola kaçınca iş hepten çığırından çıktı. Keçileri mi yakalayayım, sözcükleri mi dikeyim, kırıkları mı onarayım, üretim mi yapayım? İşte bu nedenle biraz dinlenmeye, kalan sökükleri dikmeye, kırıkları tamir etmeye, keçileri toparlamaya ve sakin bir kafa ile üretmeye ihtiyacımız var. Tüm bunlar için de biraz sükunete, biraz daha kendimizle kalıp okumalar yapmaya, izlemeye ve eğer imkan bulursak gezmeye ihtiyacımız var.

Söz sükunetten açılmışken; sükunet susmak değildir. İnsan hiç konuşmasa da beyinin içi susmak bilmiyor ne yazık ki. Beynin içinde konuşansa keçiler…

Çok hassasmışım, öyle diyor bazı dostlar :) Siz hiç 5000’lik yapboz (puzzle) yaptınız mı? Ona asla 200’lük yapboza yaptığınız muameleyi yapamazsınız. Hatta cımbızla tutmanız gerekebilir parçaları. İnsan kime hassasiyet gösterir? Sevmediklerine mi, sevdiklerine mi? 100’lük, 200’lük yapbozlar kolaydır. Çok az insan 5000’lik yapboz yapmaya soyunur. Onun için 5000’lik yapbozun alıcısı da azdır.

Hayat sanki çok büyük bir yapboz. İnsanlar, olaylar, ilişkiler o yapbozun parçaları. Onlarca çeşit renk ve desenden oluşan bir yapboz. Hani renklere ve desenlere göre gruplama yaparsınız ya daha kolay bulmak için aradığınızı… İşte benim yapbozdaki renk ve desen grupları da çok fazla çoğaldı. Biraz o grupları eritmeliyim (yapbozdaki yerlerini bulmak anlamında) şimdi. Eritmeliyim ki yapbozum biraz sadeleşsin. Bazen günlerce bulamadığınız bir parçayı yerine oturttuğunuzda peş peşe 10-15 tanesini daha buluverir yerlerini. Bazen de doğru yerleştirdiğinizi sandığınız bir parçanın doğru olmadığını görmek yıllarınızı alabilir. Hatta o son parça elinizde kalana dek farkına bile varmayabilirsiniz yaptığınız hatanın. Sonra ara dur, hangi parça yanlış yerde diye… Sabır, ister, emek ister, özen ister, zaman ister… Peki ya siz? Siz sever misiniz yapboz yapmayı ?

 

“Tamirat, Tadilat, Sökükler, Keçiler ve Yapbozlar” için 2 Yorum

  1. yasemin Diyor ki:

    Aslında yapboz yapmaya bayılan ama masanın başına oturunca ve bir ya da iki parça bulur bulmaz yorgunluktan bayılan bir tipim ben. Benim için ideal yapboz hep bozuk kalan yapboz mu yoksa bu konuda şansımı yeniden deneyip dikkatimi verip sevdiğim bir yapbozun başına mı geçmem gerekiyor bilmiyorum. Olaya tamamen yapboz açısından bakıp yapbozun çağrıştırdıklarına ve senin derinliğine yaklaşamadığımı biliyorum. Yine de yazdım :)

  2. basak Diyor ki:

    Olsun :) Belki de bir ya da iki parça bulur bulmaz yorgunluktan bayılan biri olduğun için de olabilir yapbozun çağrıştırdıkları konusunda benimle aynı derinlikte yüzemiyor olman… :) Ama senin kadar derinliği olan bir insan, bir yapbozu baştan sona tamamlamayı denese, kimbilir ne düşünceler üretir.
    Şimdi merak ettim, mandala hakkında neler yazacaksın acaba :)

    http://www.yutmografim.com/mandala-yapan-cocuk/

Yorum Yazın