Yutmi

Okuma Yazma Bilmek Okur Yazar Olmak Değildir

 Bay Keuner; “Çok zordur

öfke duyduğumuz insanlara birşeyler öğretmek,

ama bu özellikle gereklidir,

çünkü asıl öfke duyduklarımızın

öğrenmeye gereksinimi vardır.”

BERTOL BRECHT

Okuma Yazma Bilmek Okur Yazar Olmak Değildir”. Sanırım bu söz bana ait. Yani bir yerden alıntı yapmadığımı biliyorum. Hz.Google’a da baktım yok… Sözün kime ait olduğu önemli değil ancak birine ait bir söz yazdığımda sahibini de mutlaka yazdığım için bu açıklamayı yapma gereği duydum. Sanırım bu söze verdiğim önemden geliyor bu kadar çok laf söz…

Evet bu sözü önemsiyorum. Çevremde okuma yazma bilmeyen yok. Peki okur yazar olan??? Yazar olmak herkesin harcı değil tabii onu da kabul ediyorum. Öyle olsa yazdıklarımdan bir kitap çıkartırdım herhalde ben de :)

Ama ya okur olmak?? Bir haberi, bir hikayeyi, bir karikatürü okumak… Bir filmi, bir şiiri okumak neye yarar bir insanı, bir düşünceyi, bir toplumu okuyamadıktan sonra…

Aklıma kaçmış keçiler,

düşüncelerimi didikler :)

Bu yazıya başlamama aslında Turhan Selçuk’un karikatürleri neden oldu. Aynur bir ileti göndermiş; “O ölene kadar çizdi ve uyardı, biz de yalnızca baktık ve güldük” diye yazıyordu iletinin başında. İşte o karikatürlerden bazıları;


http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/turkiye/35821/Batman_da_bir_diploma_toreni_.html#

Ve sık sık kurduğum o cümleyi kurdum yine “Okuma Yazma Bilmek Okur Yazar Olmak Değildir”. Okumakla dinlemek bazen benzer eylemler gibi gelir bana. Anlamak niyeti ile dinlemenin, anlamak niyeti ile okumaktan ne farkı vardır? “Bir dakika neler oluyor? Şimdi burada ne demek istedi?” sorusunu sorabilmek ve bunu anlamak için zaman ayırmak, emek vermek… Ama hemen kendini savunmaya geçemeden ya da karşısındakini suçlamaya kalkmadan ya da karşındakini anlamak yerine kendini anlatma telaşına girmeden… Onun cümleleri üzerine cümle kurmak yerine onu dinleyerek…

Peki ya algılar? Okuduğumuz veya dinlediğimiz şeyi nasıl algıladığımız konusunu da unutmamak gerek. Algıları oluşturan alt yapı her insanda değişkendir. Algıları belirleyen şeyler neler olabilir? İçinde yetiştiğimiz sosyal çevre, aldığımız eğitim, okuduğumuz kitaplar, gazeteler, izlediğimiz filmlerden tutun da gittiğimiz sergilere kadar her şey… Ne kadar renkli ve sonsuz bir yelpaze… Bir de artık internet çağında olduğumuz düşünülürse… Ne kadar çok uyaran var değil mi? Peki ya bu uyaranlara karşı onları anlayacak yeterli zamanımız var mı? Yok… Peki biz ne yapıyoruz? Seçiyoruz… Peki ama neye göre? Seçimimizi neye göre yapıyoruz?

Aklımın keçileri,

didikliyor düşünceleri…

HERKES VE BİRKAÇ KİŞİ

Yağmur herkese yağar
Güneş ısıtır herkesi
Mevsimler herkes içindir
Yalnız çığ altında kalan
Sele kapılan her zaman birkaç kişi

Herkes içindir aşk da ayrılık da
Yalnızca Birkaç Kişi Ölür Acıdan
Eskiden Ölümle Tartılırdı Ayrılık
Kiminin Hayatı Yalnızca Unutkanlıktan

Her Şey, Herkes İçin Değildir Oysa
Kimi Hiçbirşey Ögrenmez Karanlıktan
Yalnızlığı Kullanmayı Bilmez Kimi
Kimi Ayrılamaz Karanlıktan

Yağmur Herkese Yağar
Ama Çok Az İnsan Tutar Yağmurun Ellerini
Onca Şarkı Onca Film Onca Roman
Ama Sevmeye Yetmez Herkesin Kalbi

Çığ Altında Kalan Sele Kapılan
Aşktan Ve Acıdan Ölen
Birkaç Kişi Dünyayı Başka Bir Yer Yapmaya Yeter
Aslında Onların Hikayesidir Anlatılan
Diğerleri Dinler, Seyreder, Geçer Gider
Geçer Gider Herkes
Hikayelerdir Geriye Kalan.

MURATHAN MUNGAN

 

Ve ben bir ceviz ağacıyım Gülhane parkında…

 

 

“Okuma Yazma Bilmek Okur Yazar Olmak Değildir” için 3 Yorum

  1. çekirgenin hocası Diyor ki:

    karanlıkta, aydınlığa didinenler,
    aydınlıkta, karanlığa direnenlerin peygamberidir…

  2. ibrahim şepitci Diyor ki:

    Bakmak ve görmek arasındaki fark gibidir, okuma yazmayla okur yazarlık arasındaki fark sanırım. Ancak okuyan ve yazan herkesin sadece tek bir fikir ve yolda birleşme imkanı olmadığını da kabul etmek lazım, aksi takdirde “fikir yobazlığı” denilen bir çukur oluşur ve buda sıkça karşılaştığımız okur yazar savaşlarına sebep olur endişesini de taşımaktayım.

  3. gokhan kocak Diyor ki:

    teşekkürler Yutmi nin aplası :-)

Yorum Yazın