Yutmi

Aklının Keçileri De Neymiş Diyenlere?

Aklımın keçileri,

didikliyor düşünceleri…  :)

Bu bölümde her şey serbest… Aklımızı kurcalayan her şeyi, üstelik illaki de bir yere bağlama şartı olmaksızın yazabiliriz. :)

Yazmaya başladığımız bir metni yarım bırakıp, sonra devam edebiliriz. :) İsterseniz siz de yazın :)

Yoksa sizin keçileriniz yok mu? Benim var walla hem de defter dolusu keçilerim var… Ve ben o %50’yi zor tutuyorum :))))

Şarkı için mavi saçlı kadına kucak dolusu sevgiler :)

“Aklının Keçileri De Neymiş Diyenlere?” için 14 Yorum

  1. zafer Diyor ki:

    Aklımın keçileri neredeymiş? :)
    http://www.youtube.com/watch?v=1rPAnxsSk40

  2. çekirgenin hocası Diyor ki:

    zihnimde sevişen, ne çok cümle düşük yaptı…

  3. Zeynep Diyor ki:

    valla ben özellikle “%50’yi zor tutuyorum”la, “cümlelerin düşük yapması”nı çok sevdim. keçi deyince kaçıyor benim keçilerim, bayılıyorum keçilere. en son bir dağ evinde bahçede bir keçiyle sohbet etmiştim. badem ağaçlarının altında bembeyaz, vakur, haşmetli duruyordu! beni görünce bağlı olduğu ipi unutarak ve beee’leyerek bana doğru yürüdü. baktım o gelemiyor, ben ona gittim. pamucuk başını okşadım. güzel gözlerine baktım. sevinçten uçtu deli. sonra dalından koparıp üzüm yedim. baldı. bizimki kıpır kıpır, yerinde duramıyordu, dedim acaba üzüm mü istiyor, yok, beni istiyormuş. sarıldık yeniden. :)
    sabah sabah beni ta oralara, denizi koyu bükü çok o yere götürdün başak. ne deyim, sağol, iyi geldi. sevgi…

  4. ibrahim şepitci Diyor ki:

    Tam da keçileri kaçırmak üzereyken açtın bu sohbeti Başak…..zaten de baharın ılık güneşi tırmalayi içi keçi doli başimi :)) saldıııım…..salayrum şimdi. Sanki özgürlük ve mutluluk sınırlarımın hemen dışında bir el uzatımı mesafede duruyor da %50 si uyuşmuş bedenim, diğer keçili kısmıma engel oluyormuş gibi hissediyorum….şu keçileri susturayım yine bağırmaya başladılar :)

  5. selçuk ilbaş Diyor ki:

    Benimkiler kaçalı çook oldu :)

  6. servet Diyor ki:

    Başakcığm, aklımın değil de, sütannemden gireyim ben de sohbete.
    Tütün zamanı sazdan, kamıştan yapılan çardakta geçerdi yaz mevsimi. Nisanda çardağa göçülür, kasım’a kadar orada yaşanırdı. Tütün zahmetli bir iş üstelik narin ve kaprislidir. Güneşe, sıcağa gelemez, sener.
    Bir keçimiz vardı, maltız. Çok süt veren bir cinstir; üstelik munis hayvandır. Ne olsa yer, yeter ki dişi kessin. Yumuşacık tüyleri, çok hoş gözleri vardır. En sevdiğim yeri de gıdısının altında küpe gibi sallanan, parmak boyunda, bir çift süsüdür. Onları mıncıklamaya bayılırdım. Asıl güzelliği, hem oğlağını hem de beni emzirmesiydi. Ben hatırlamıyorum emdiğimi ama annem anlatırdı. Beni güneşten korumak için çardaktan çıkarmaz, keçiyi de çardağın gölgesine bağlarlarmış. Kaç kere hayvanın memesinden aldım diye ağladıydın, diye anlatırdı.
    Erkeği, yani tekesi acayip ağır kokar. Aylarca yıkanmamış insanın ter kokusundan daha beterdir ama hatun keçiler en kötü kokanı sever derdi çoban Şükrü abi.
    Bizim kasabanın tek kasabı Topal Akif, köylerden oğlak toplardı kesmek için. Çünkü, keçi koyuna göre ucuzdur; bir nevi fukara etidir. Yaklaşık ayda bir tek beygirli arabasında 5-6 oğlakla gelirdi kasabaya. O kasabaya girerken her bir oğlak, öyle bağırırdı ki o gün Topal Akif’in dükkanında et satılacağını herkes bilirdi. Oğlakların çığlıkları sustuğunda kimisi et için sevinir, kimisi üzülürdü o sesleri çıkaranların gözlerini düşünerek.
    Çok yıl oldu bir keçiyi okşamayalı. Şimdi, resimlerine bakarak avunuyorum sütannemin.
    Sevgilerimle

  7. onur Diyor ki:

    Keçinin biri mölemeye başlamış. Sonra da melemeye başlamış. Memeyi yeni bırakmış, küçürek bir keçiymiş, sarıymış. Alacalı gibi. Kafası da öyle hep, gelgitli. Kırda bayırda gördüğü her şeye ilgiyle bakar, her otun tadına bakmak, her nehrin suyundan içmek istermiş. Ama tabi bu isteklere ne zaman yetermiş ne de enerji. Keçiye kalsa, arzular şelaleymiş. Sonra ornitorenk olan piskoloğunun tavsiyesi ile Kaf Sin Kaf dağının ardındaki Arzu Şelalesine gitmiş. Heves Mahallesi, No: 35,5. Sora sora bulmuş. Arzu Şelalesine bir gitmiş, altına girmiş, ıslanmamış ama, bir türlü ıslanamıyormuş. Neden acaba, acaba neden?

  8. gokhan kocak Diyor ki:

    geçenlerde bir arkadaşımın fotoğraf sergi açılışına katıldım, her şey pek güzel ilerlerken, açılış konuşmasını yapmak için, salon sorumlusu mikraofonu eline aldı ve başladı konuşmaya.. Serginin sahiplerinin sanata ve verdikleri mesaja dair kouşma kısa süre ilerlerken, etrafta yaklaşık 10 kişi telefon konuşmasını ya da yanında ki arkadaşı ile sohbeti sürdürüyordu… Salon sorumlusu konusmacı, konusmasını bitirdi ve sergi sahiplerine mikrofonu uzatarak, taktim etti… Bu sefer bizim arkadaşımız aldı mikrofonu konuşmaya başladı … zaten heyecanlı… bir yandan da arkadaki telefon konuşmaları devam ediyordu… Sonra düşündüm kendimce… bizler neden telefonumuzun sesini kısmıştık…. o telefon ve yanındakilerle konuşanlar sergi sahiplerinin arkadaşları değilmiydi, neden arkadaşlarının bu mutlu ve kıvanç dolu günlerinde böyle bir davranış sergiliyorlardı…. haaaa tamam anladım şimdi… orası bir sergi salonu… herkesin birşeyler sergilemesi çok normal…. anormal olan ne peki, geriye kaç keçi kaldı, kim söyleyecek bana !!!

  9. Zeynep Diyor ki:

    ya bizim perşembe’ye yeni konu olarak “keçi”yi öneriyorum! harika konu. çok öykü çıkar. fikir annemiz de başak oluyor bu durumda… :)

  10. Zeynep Diyor ki:

    “taş”tan sonra iyi gider be!

  11. senem Diyor ki:

    Valla zaten keçili öyküler yazılmış bile:) Neden olmasın!

  12. basak Diyor ki:

    OOOO Perşembe Grubu gelmiş !
    Hoş gelmiş sefa gelmiş :)

  13. erol büyükyazıcı Diyor ki:

    Sevgili Başak bu keçi meselesi önemli .Ben dünyaya adım atınca hemen bir keçi alıb yanıma bağlamışlar .Bu hayat yollarında kimi zaman ben önde kimi zaman o önde (o öndeyken hayat daha eylenceli oluyor) bu güne kadar geldik kimi zaman bir parça ot çin kimi zamanda bir tutam tuz için toslaştımız olmadı deyil genede bu saate geldik .Şimdi içerde tv de maymunlar cehendemini keyifle izliyor ilerki günlerde macaralarımızı anlatırım. erol ve keçi.

  14. SUZAN ÇEKİÇ Diyor ki:

    KAÇANA DUR DEMEMEK LAZIMMIŞ BAŞAK HANIM BEN ÖYLE YAPTIM SON ZAMANDA
    BİR RAHATLADIM ANLATAMAM :)
    BOŞVERİN %50′ SİNİ DE ZORLAMAYIN :)

Yorum Yazın